KEFALET SÖZLEŞMESİ VE EŞ RIZASI ŞARTI
Turk Borclar Kanunu m. 582-584 ve m. 603 Kapsaminda Bir Degerlendirme
Avukat Arb. Fatih Mehmet Tercan
- Giriş
Kefalet sözleşmesi, borçlar hukukunun en köklü ve uygulamada en sık karşılaşılan kişisel teminat kurumlarından biridir. Bankacılık işlemlerinden kira sözleşmelerine, ticari kredilerden kooperatif finansmanına kadar pek çok alanda başvurulan bu sözleşme, hem kefil hem de onun ailesi bakımından ağır hukuki ve ekonomik sonuçlar doğurabilmektedir. Bu gerçekten hareketle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), kefalet sözleşmesine önceki düzenlemelere kıyasla çok daha sıkı geçerlilik koşulları getirmiş; özellikle evli kişilerin kefil olabilmesi için eşlerinin yazılı rızasını zorunlu kılmıştır.
Bu makale; kefalet sözleşmesinin temel unsurlarını ve geçerlilik koşullarını ele aldıktan sonra eş rızası şartını ayrıntılı biçimde incelemekte, rızanın aranmayacağı istisnaları ve düzenlemenin kişisel güvence sözleşmelerine yansımalarını TBK m. 603 çerçevesinde değerlendirmektedir.
- Kefalet Sözleşmesinin Temel Unsurları ve Geçerlilik Koşulları
TBK m. 582 uyarınca kefalet sözleşmesi; kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme mevcut ve geçerli bir borç için kurulabileceği gibi, gelecekte doğacak ya da bir koşula bağlı borç için de yapılabilir; bu durumda kefalet, borç doğduğunda veya koşul gerçekleştiğinde hüküm ifade eder. Asıl borç ilişkisinin geçersizliği kural olarak kefaleti de geçersiz kılar. Bununla birlikte kefil, sözleşmeyi sakatlayan yanılma veya ehliyetsizlik gibi eksikliği bilerek kefil olmuşsa sorumluluğu devam eder. Aynı kural, borç yönünden zamanaşımına uğramış bir borca kefil olan kişi hakkında da uygulanır.
2.1. Şekil Şartları (TBK m. 583)
TBK m. 583, kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şu unsurları zorunlu kılmaktadır:
- Sözleşmenin yazılı şekilde yapılması,
- Kefilin sorumlu olacağı azami miktarın açıkça belirtilmesi,
- Kefalet tarihinin yazılması,
- Kefaletin müteselsil olması halinde bu hususların kefil tarafından el yazısıyla yazılması.
Bu şekil koşulları yalnızca sözleşmenin kuruluşunda değil, kefilin sorumluluğunu artıran sonraki değişiklikler bakımından da geçerlidir.
- Kefalet Sözleşmesinde Eş Rızası Şartı (TBK m. 584)
TBK m. 584/I uyarınca eşlerden biri, mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça ya da yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmesi zorunludur. Kanun koyucu bu hükümle sözleşme serbestisini, ailenin ekonomik bütünlüğünü koruma amacıyla sınırlandırmıştır.
3.1. Rızanın Hukuki Niteliği ve Şekli
Eş rızası, kefalet sözleşmesinin kurucu geçerlilik şartıdır; yokluğu halinde sözleşme baştan itibaren kesin hükümsüzdür. Bu geçersizlik hukukundan, herhangi bir cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin yararlanılabilir: kadının kefil olması halinde erkeğin, erkeğin kefil olması halinde kadının yazılı rızası aranır. Rıza adi yazılı şekilde verilebilir; noter zorunluluğu bulunmamakta olup eşin imzasının kefalet metni üzerinde yer alması da yeterli kabul edilmektedir (Yargıtay 11. HD, 29.04.2015, E.2015/4997, K.2015/6071). Öte yandan rıza, sözleşme kurulduktan sonra verilmiş olsa dahi geçerli sayılmaz; sonradan icazet TBK m. 584'ün aradığı koşulu karşılamaz.
3.2. Sonraki Değişiklikler İçin Rıza
TBK m. 584/II gereğince kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarı artıran, adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren ya da kefil yararına olan güvenceleri önemli ölçüde azaltan değişiklikler için eşin yeniden rızası aranır. Buna karşın kefilin lehine sonuç doğuran değişiklikler bu şarttan muaftır.
- Eş Rızasının Aranmayacağı İstisnai Haller
TBK m. 584'ün yürürlüğe girdiği günden itibaren iş hayatını yavaşlattığı yönünde ağır eleştiriler yükselmesi üzerine, 28.03.2013 tarihinde 6455 sayılı Kanun'un 77. maddesiyle maddeye üçüncü bir fıkra eklenmiştir. Bu düzenlemeyle ticari hayatın akışını kolaylaştırmak amacıyla eş rızasının aranmayacağı dört hal belirtilmiştir:
- Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler,
- Mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkarlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkarlar tarafından verilecek kefaletler,
- 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler,
- Tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkarlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler.
Bu istisnaların uygulanabilmesi için kefilin ilgili sicile kayıtlı olması ve kefaletin doğrudan işletme ya da mesleki faaliyetle bağlantılı bulunması gerekir. Yargıtay, ticaret şirketi ortağı veya yöneticisi sıfatıyla verilen kefaletlerde işlem bağlantısının belgelerle ortaya konulmasını aramaktadır. Ayrıca bu istisnaların geriye yürümeyeceği; istisnanın yürürlük tarihinden önceki kefalet sözleşmelerine uygulanamayacağı da bölge adliye mahkemesi kararları ile teyit edilmiştir (İstanbul BAM 16. HD, E.2017/1596, K.2019/734).
- Eş Rızası Şartının Kişisel Güvence Sözleşmelerine Uygulanması (TBK m. 603)
TBK m. 603, kefaletin şeklini, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümlerin; gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanacağını hükme bağlamıştır. Bu kapsamda garanti, borca katılma, himaye beyanı ve kredi emri gibi kişisel teminat sözleşmeleri de eş rızası şartına tabidir.
Maddenin uygulanabilmesi için üç unsurun birlikte bulunması gerekir: Güvenceyi verenin gerçek kişi olması, güvencenin kişisel nitelik taşıması (rehin veya ipotek gibi ayni teminatlar kapsam dışındadır) ve kefalet dışında başka bir ad altında yapılmış bir sözleşmenin varlığı. Sözleşme dışındaki hukuki işlemler TBK m. 603'ün uygulama alanında değildir.
Öte yandan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 20.04.2018 tarihli ve E.2017/4, K.2018/5 sayılı kararıyla, kambiyo senetlerinde geçerli olan aval kurumuna TBK m. 584'ün uygulanmayacağı kabul edilmiştir. Bu karar, eş rızası şartının kişisel güvence kurumlarına uygulanmasının sınırlarını belirlemesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
- Sonuç
TBK m. 584'te düzenlenen eş rızası şartı, salt şeklî bir gereklilik olmayıp aile ekonomisini koruyan emredici nitelikte bir geçerlilik şartıdır. Rızanın yokluğu sözleşmeyi baştan itibaren kesin hükümsüz kılmakta; kefile karşı icra takibi yapılmış olsa dahi kefil menfi tespit davası yoluyla borcu olmadığının tespitini isteyebilmektedir.
2013 yılında eklenen istisnalar, ticari hayatın işlerliği ile aile koruma amacı arasındaki dengeyi yeniden kurmaya çalışmaktadır. Ancak özellikle ticari istisnalar kapsamında aile bireylerinin ekonomik güvenliğinin zaman zaman tehlikeye girdiği doktrinde haklı olarak eleştirilmektedir. Nitekim bu istisna hallerinin, eşin kefalet sorumluluğundan kaynaklanan yükü değerlendirebileceği aile içi öngörülebilirliği önemli ölçüde azalttığı vurgulanmaktadır.
TBK m. 603'ün getirdiği geniş uygulama alanı sayesinde eş rızası güvencesi, kefalet adı dışındaki kişisel teminat sözleşmelerini de kapsamakta; böylece farklı isimler altında yapılan düzenlemelerle şartın devre dışı bırakılmaya çalışılmasının önüne geçilmektedir. Uygulamada rızanın şekli, zamanı ve kapsamına ilişkin uyuşmazlıkların sıklıkla yargıya taşındığı göz önüne alındığında, sözleşme kurulurken konuya gereken özenin gösterilmesi hem alacaklılar hem de kefiller açısından büyük önem taşımaktadır.
Yasal Dayanaklar ve Yargı Kararları
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 582, 583, 584, 603
- 6455 sayılı Kanun m. 77 (TBK m. 584'e eklenen 3. fıkra, 28.03.2013)
- 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun
- Yargıtay 19. HD, E.2013/7678, K.2013/10719
- Yargıtay 8. HD, E.2013/14327, K.2013/12865
- Yargıtay 11. HD, E.2015/4997, K.2015/6071
- Yargıtay İBGK, E.2017/4, K.2018/5 (20.04.2018)
- İstanbul BAM 16. HD, E.2017/1596, K.2019/734

